Elektronik müzik dehası İstanbul’da

Posted by admin | Güncel Haberler | Salı 25 Mayıs 2010 12:41

20. yüzyılın en büyük müzik devrimi olan elektronik müziğin tartışılmaz efsanesi Jean Michel Jarre…

Sadece notaların değil, sesin ön planda olduğu bir müzik ortaya koymuş ve bu anlamda bestecilerin aynı zamanda sanatkar olmasına öncülük eden sanatçı 1977 yılında çıkardığı “OXYGENE” adlı albümü 18 milyon kopya satıp, uluslararası bir rekor elde etmiştir.

Konserlerindeki görsel şöleni ile daima teknolojinin tüm görkemini seyirci ile buluşturmayı başaran Jean Michel Jarre, izleyici sayısı ile Guiness rekorlar kitabına girmiştir.

Jarre bu bağlamda “All-In-One-Show” konsepti, ses, ışık ve görsel efektleri ile 15 Haziran’da saat 21:00′da Kuruçeşme Arena’yı bir efsane haline getirecek.

NE KADAR:  Ayakta (Avantajlı Dönem): 80,00 TL
Vip A: 200,00 TL
Vip B: 150,00 TL

Popularity: 4% [?]

Bir pula milyon dolarlar

Posted by admin | Güncel Haberler | Salı 25 Mayıs 2010 12:41

Nadir bulunan bir pul, gizli yapılan özel açık artırmada 2,3 milyon dolardan alıcı buldu.

Müzayedeci David Feldman, İsveç’te basılan “Treskilling Yellow” pulunun bir grup açık artırmacı tarafından rekor fiyat olan 2,3 milyon dolara satın alındığını söyledi.

Feldman, telefonla özel müzayede katılan alıcıların tek rakiplerinin olduğunu belirterek, 1855 basımı 3 şilin değerindeki pulun, yanlış basılan ve aslında yeşil olması gereken “Treskilling Yellow”lardan kalan tek pul olduğunun sanıldığını belirtti.

Müzayede evinin satıştan önce pula 1,87 ile 2,5 milyon dolar arasında fiyat biçtiği kaydedildi.

Popularity: unranked [?]

Ne hormonmuş be!

Posted by admin | Güncel Haberler | Salı 25 Mayıs 2010 12:40

Kadınlara ve ikili ilişkilere ‘erkekçe’ bakışının faturası nelere mal oluyor? Görmek ister misiniz?
MELİKE BİRGÖLGE yazıyor.

Erkeklerin, kadınları neden bir cinsel obje olarak gördüklerinin, kadınlar üzerinde egemenlik kurmak istemelerinin nedeni bulundu:

‘Neymiş o?’ diyeceksiniz.

Testosteron!

Yazılar ve röportaj deşifresiyle bitirdiğim günün sonunda beni kendime getirsin diye ‘Testosteron’da alıyorum soluğu.

Oyunun sahneleneceği, oyun atölyesi’nin gişesinden biletimi alırken, arkamda bekleyen birinden şu sözleri duyuyorum. ‘Oyunda hiç kadın oyuncu yok. Bakalım kadın oyuncunun olmadığı bu oyunda ne anlatılacak?’

İnsanların bu yargıyla yaklaşmalarına şaşırmamak gerek. Zira, son birkaç yıldır bazı oyunlarda, tiyatroya çekmek için ‘seksi’ diye rol verilen kadınları düşünürsek, bu oyunda kadın oyuncu olmamasına şaşırmaları gayet normal.

Yerime kurulmuş, oyun nasıl başlayacak diye beklerken açılıyor perde. Sahneyi, dekoru kısa bir şekilde tanıma sürecinden sonra öyle bir kapışma başlıyor ki… Hem de nasıl… ‘Erkekçe’ bir kapışma ve hesaplaşma!

Bu kapışmayla hareketlenen oyunda, tempo hiç düşmüyor ve iki buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Kahkaha, heyecan, gerilim, ironi… Bunları yaşatmasının yanı sıra, güldürürken düşündürmesi, düşündürürken de bilgilendirmesi de cabası…

Evet oyunda yok ama erkeği görünür kılarak asıl başrolü onlar oynuyor.

Kadınlar!

Erkeklerin aslında ne olduklarını, onları fark etmemizi sağlayan kadınlar…

Kadın erkek ilişkilerinde yüzyıllardır yaşananlar, erkeklerin kadınlar üstünde egemenlik sağladığını sanırken aslında erkeklerin kadınlar karşısındaki zavallılığı…

İkili ilişkilerde ‘erkekler kadınları seçer’ diye biliriz ya genel olarak. Hayır, erkekler kadınları değil, tam tersine kadınlar erkekleri seçiyor! Ben demiyorum bunu, ‘Testosteron’ diyor.

Erkeklerin, kadınları neden bir cinsel obje olarak gördüklerinin, kadınlar üzerinde egemenlik kurmak istemelerinin, kadınların kendilerinden daha akıllı olduğunu kabul etmek istememelerinin nedeni bulundu! Ve kadın – erkek ilişkileri konusundaki diğer soruların cevabı da… Tüm bunlara sebep olan Testosteron!

Testosteron mu, o da ne? Erkeği erkek yapan hormon!

Erkeklerin bahanesi hazır artık! Soyunu devam ettirme dürtüsü ve olası rakiplere karşı aslan kesilenler… ‘Testosteron yüzünden bu yaptıklarımız’ diye kendini savunanlar çoğalacaktır şimdi. Ne savunma ama değil mi! İşte bu savunma mekanizmasını sanatla bütünleştirerek insanlara sunuyor oyun.

Sahne gerisindeki televizyonda yayınlanan ‘Rezervuar Köpekleri’ filminde işlenen; erkek dünyası, erkeğin şiddeti, erkeği tanımlayan dil, erkeğin kadına olan bakışı, davranışı bu oyunun içeriğiyle bütünleşiyor.

Erkeklerin dünyasını, bu dünyada nelere tutunduklarını, aslında bu dünyada güçlüyken nelere boyun eğdiklerini anlatan oyunda, oyunun afişine not düşülen 18+ sebeplerinden biri olan küfürler fazla olsa da, o küfürler zaten karakterlerin yapılarında olduğu için göze batmıyor ve rahatsız etmiyor.

Kuşbilimci ve mikrobiyolog iki bilim adamı, baterist, avukat, magazin gazetecisi, çapkın bir baba, garson gibi çeşitli meslekten yedi erkeğin didişmesiyle süren bir oyun.

Didişiyorlar ama uzlaştıkları tek konu ‘erkeklerin dürtülerinin egemenliğinde hareket etmeleri’ oluyor. Ama bunda uzlaşana kadar, birbirlerinin kafasını gözünü yarmaktan çekinmeyen, şiddeti normal gören, küfrü diline pelesenk eden, sürekli bir rekabet halinde olan, kadınları sadece cinsel obje olarak gören taraf olduklarını o kadar iyi anlatıyorlar ki… Bize de sahnede gerçekleri izlemek kalıyor!

Oyundaki tüm karakterler adeta yıldızlaşıyor. Aslında buna şaşırmamak gerek. Çünkü hepsi birbirinden yetenekli, hepsi eğitimli tiyatro oyuncusu… Kimler mi onlar?

Çapkın baba Stavros’u, otuz sekiz yıllık tiyatro macerasında, 83 oyunda rol alıp, bazı oyunlarda yazar ve yönetmen olarak da görev alan usta oyuncu Metin Coşkun, reddedilen damat Kornel’i Onur Ünsal, baterist Fistach’ı ‘Bir İstanbul Masalı’ ve ‘Gümüş’ dizilerinden tanıdığımız ve ‘1 Kadın 1 Erkek’ ile milyonları gülmekten kırıp geçiren Emre Karayel, magazin gazetecisi Tretyn’i ‘Binbir Gece’ ve ‘Kapalıçarşı’ dizilerinden tanıdığımız, ayrıca başrolünü üstlendiği, ödülleri toplayan ‘Başka Dilde Aşk’ filmindeki senaryosunda da imzası olan, 2006 yılında ‘Hırçın Kız’ adlı tiyatro oyundaki ‘Tranio rolüyle ‘Arda Kanpolat Oyunculuk Ödülü’nü alan Mert Fırat, avukat Janis’i ‘Avrupa Yakası’ dizisinden tanıdığımız Timur Acar, biyolog Robal’ı İnan Ulaş Torun ve garson Tytus’u Tuna Kırlı canlandırıyor. Canlandırmak ne kelime, yaşıyorlar adeta.

“Erkeklerin bu davranışlarının nedeninin ‘testosteron’ olduğunu öğrendik ama kadınları cinsel obje olarak görmelerinin daha somut bir nedeni olmalı. Nedir bu?” diye soruyorum gazeteci Tretyn’i canlandıran Mert Fırat’a. “Erkeklerin doğurganlık özellikleri olmadığı için! Evet her türlü güce sahipler. Fabrikalar kuruyorlar, para kazanıyorlar, her şeyi yapabiliyorlar. Ama doğurganlık özellikleri olmadığı için…” oluyor soruma cevabı!

Ne dersiniz?

Testosteron’u Polonyalı senarist, rejisör, oyun yazarı ve film yapımcısı, dramaturg Andrzej Saramonowicz yazmış. Çevirisi Neşe Taluy Yüce’ye ait olan eseri sahnede yöneten ise Kemal Aydoğan. Sahne tasarımı Bengi Günay’a, müzikler Tolga Çebi’ye ait. Sahne, İrfan Varlı’nın ışık düzenlemeleriyle aydınlanıyor.

İşte ‘Testosteron’ oyunu, yedi erkeğin cinselliğe, kadına, doğaya ‘erkekçe’ bakışlarını sergiliyor. Tabi ki bu ‘erkekçe’ bakışın faturası ağır oluyor!

‘Erkekçe’ bakışın ürettiği şiddet, egemenlik dürtüsünün yaşattıkları ve sonuçları, seyirciyi ‘erkeksi’ gerçeklerle karşı karşıya bırakıyor!

Erkeklerin dünyasındaki gerçekleri size sunarken, konunun bu kadar ince bir şekilde işlenmesine şaşıracaksınız.

İzlemeniz, izlerken düşünmeniz gereken bir oyun ‘Testosteron.’

Ve oyundan çıkarken de şunu diyeceksiniz belki.

Ne hormonmuş be!

TESTOSTERON OYUN TARİHLERİ !

21 Mayıs 20010 Cuma – 20:30

22 Mayıs 20010 Cumartesi – 20:30

23 Mayıs 20010 Pazar – 16:00

27 Mayıs 20010 Perşembe – 20:30

28 Mayıs 20010 Cuma – 20:30

29 Mayıs 20010 Cumartesi – 20:30

30 Mayıs 20010 Pazar – 16:00

Oyun Atölyesi

Dr. Esat Işık Cad. No:3 Moda Kadıköy – İstanbul

Tel: 2216 – 345 39 39

Popularity: 3% [?]

Darth Vader geliyor

Posted by admin | Güncel Haberler | Salı 25 Mayıs 2010 12:40

Kostümlerinizi, ışın kılıçlarınızı hazırlayın. Darth Vader karakterini canlandıran İngiliz aktör Dave Prowse Türkiye’ye geliyor. Hem de hayranlarıyla buluşmaya.

JBC yayıncılık’ın davetlisi olarak, dünyada ilk defa yayımlanacak Darth Vader Özel Çizgi Roman’ı için düzenlenecek imza günlerin için Dave Prowse Türkiye’ye geliyor.

Dünya tanıtımı Türkiye’de başlayacak çizgi roman 7 hikayeyi barındırıyor. Daha çok filmlerde gözükmeyen, anlatılmamış hikayelerden oluşan eser, LucasFilm ve Dark Horse’un en gözde çizerleri ve yazar ekibi tarafından hazırlandı.

The Hall’da gerçekleşecek partide Dj. U.F.U.K ve Dj. İlker Aksungar’ın canlı performansları ile renklendircekler.

İmza Günü Aktiviteleri
28 Mayıs Cuma : Lo&Loud – Tunalı Hilmi – Ankara 13:30
29 Mayıs Cumartesi : Kanyon D&R – 4. Levent – Istanbul 12:00
30 Mayıs Pazar : Caddebostan Kültür Merkezi D&R – Kadıköy – Istanbul 13:30

Jedbang.com Welcome Dave Prowse ( The Force Within Party )
29 Mayıs Cumartesi : The Hall – İstiklal Cad. Taksim 22:00

Popularity: unranked [?]

Yıldızlar bu yaz Türkiye’de

Posted by admin | Güncel Haberler | Salı 25 Mayıs 2010 12:39

Kuruçeşme Arena, bu yaz dünyanın ve Türkiye’nin en önemli seslerini ağırlayacak.

Haziran ayı itibariyle müzikseverler, Rihanna, Eric Clapton, Massive Attack, Ozzy Osbourne, Emma Chaplin gibi toplam 32 sanatçı ve grubu Turkcell farkıyla canlı performanslarıyla izleyebilecekler.

Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu Turkcell Kuruçeşme Arena’nın Türkiye’de özel ve eşi bulunmaz bir mekan olduğunu belirterek; “Turkcell Kuruçeşme Arena’da bugüne kadar müzik dünyasının en ünlü yıldızlarını, yerli yabancı bir çok sanatçıyı ve açılışından bu yana 1 milyonu aşkın izleyiciyi ağırladık. Yepyeni bir çehreye  kavuşturduğumuz Turkcell Kuruçeşme Arena, Türkiye’de eşsiz olan, çok özel, dünya standartlarında bir kültür-eğlence mekanı. Açıkhava konserlerinin yanında, Turkcell’lilere Boğaz kıyısında sinema keyfi de yaşattığımız böyle bir projenin hayata geçmesine destek olmaktan çok mutluyuz” dedi.

Beşiktaş Belediyesi ve BKM tarafından bir konser mekanı olarak yapılandırılan Turkcell Kuruçeşme Arena, 2010 yazında da yine İstanbullu sanatseverlerin buluşma noktası olacak.

Dünya müzik listelerini alt üst eden en önemli isimler, dünyanın dört bir yanındaki hayranlarıyla paylaştıkları performanslarını bu yaz da İstanbul’da Boğaz kıyısında sahneleyecekler.

2010 yazının en büyük sürprizleri Rihanna’dan, Jean Michel Jarre’a; Eros Ramazotti’den Ozzy Osbourne’e her tür sanatseveri kucaklıyor.

Popularity: 7% [?]

Sevimli Çizgilerin Sevecen Babası

Posted by admin | Güncel Haberler | Perşembe 25 Şubat 2010 15:00

Kültür ve sanata ciddi katkı sağlamış değerli ustaların birikimini geniş kitlelere sunma amacını taşıyan “Yaşayanlara Saygı” programına bu ay Vehip Sinan konuk oluyor.

Sevimli Çizgilerin Sevecen Babası: Vehip Sinan

Kültür ve sanata ciddi katkı sağlamış değerli ustaların birikimini geniş kitlelere sunma amacını taşıyan “Yaşayanlara Saygı” programına bu ay Vehip Sinan konuk oluyor. İBB Kültür A.Ş tarafından düzenlenen programda usta karikatür sanatçısı Vehip Sinan, dostları ve sevenleriyle Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde buluşacak…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş tarafından Nesil Yayınları’nın katkılarıyla düzenlenen “Yaşayanlara Saygı: Sevimli Çizgilerin Sevecen Babası Vehip Sinan” başlıklı etkinlik 27 Şubat 2010 Cumartesi günü saat: 15.00′de Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Mizah tutkunlarının “Topuz” karakteriyle aşina olduğu Vehip Sinan günlük siyasi karikatürleri ve çizgi romanlarıyla çizgi sanatına 60 yıl boyunca önemli katkı sağlamıştır. Kalabalıklardan uzakta mütevazi bir hayatı tercih eden basın dünyasının usta kalemi Vehip Sinan onuruna düzenlenen programda açık oturum, belgesel film gösterimi, fuayede açılacak olan sergi ile birlikte sevenlerinin hatıralarını paylaşacağı konuşmalar yer alıyor.

Açılış konuşmalarıyla başlayacak olan programda, yönetmenliğini Ahmet Ünal’ın yaptığı “belgesel film” gösteriminin ardından açık oturuma geçilecek.

Yavuz Bahadıroğlu’nun yönettiği açık oturumda Kültür Eski Bakanı İsmail Kahraman, tarihçi-yazar Can Alpgüvenç, Fatih Üniversitesi öğretim görevlisi Adem Güneş, gazeteci-yazar Mehmet Ali Bulut konuşmacı olarak yer alacak.

“Hatıralar – Düşünceler” bölümünde Mehmed Fırıncı, gazeteci – yazar Mehmet Şevki Eygi, psikiyatrist Prof. Dr. Sefa Saygılı, yazar – karikatürist Gürbüz Azak, yazar Ümit Şimşek, araştırmacı – yazar Mehmet Nuri Yardım, karikatüristler Dağıstan Çetinkaya ve Muammer Erkul görüş ve düşüncelerini bildirecek.

Kültür A.Ş tarafından düzenlenen “Yaşayanlara Saygı” programlarına Yücel Çakmaklı, Nevzat Yalçıntaş, Hekimoğlu İsmail, Nezih Uzel, Halil İnalcık, Oktay Aslanapa, Ömer Faruk Akün, Semavi Eyice ve Fuat Sezgin konuk olmuşlardı.

Vehip Sinan

1929 yılında İstanbul’da doğan Vehip Sinan, karikatür çizmeye küçük yaşlarda başladı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimari ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümlerinde bir süre okuduktan sonra, ekonomik şartlar sebebiyle eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Doğal yeteneği ve çizgiye yatkınlığı dolayısıyla kendisini “Bâbıâli”de bulan usta sanatçı, ünlü karakteri Topuz’u ilk kez Ceylan Yayınları’nda çizdi. Daha sonra çalıştığı gazete ve dergilerde ülke gündemini yorumladığı karikatürleri ve çizgi romanlarıyla dikkat çekti. Siyasi karikatürleriyle kovuşturmalara maruz kalan Vehip Sinan; sevimli çizgileriyle çocukların gönlünde taht kurmuştur.

Popularity: 8% [?]

Münip Utandı Pervane Gönlüm

Posted by admin | Güncel Haberler | Perşembe 25 Şubat 2010 14:59

Münip Utandı Pervane Gönlüm
Türk Sanat Müziği’nin duayeni Münip Utandı, 24 Şubat’ta, Pervane Gönlüm isimli bir konserle Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda sahne alacak.

Münip Utandı “Pervane Gönlüm”

Türk Sanat Müziği’nin duayeni Münip Utandı, 24 Şubat’ta, Pervane Gönlüm isimli bir konserle Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda sahne alacak. Sanatçıya neyde Şenol Filiz, tanburda Birol Yayla, udda Samim Karaca, kanunda Taner Sayacıoğlu ve kemançede Lütfiye Özer eşlik edecek.

Hacı Faik Bey’in “Pek sevdim efendim seni gayetle beğendim”, İsmail Dede Efendi’nin “Ben seni sevdim seveli kaynayıp coştum”, Tanburi Cemil Bey’in “Görmek ister gözlerim”, Zekai Dede Efendi’nin “Cemalin şem’ine pervane gönlüm” ve Yesari Asım Arsoy’un “Aşkım Yeniköy sahili deryasını sardı” konserde seslendirilecek eserlerden bazıları.

Sesinin genişliği ve orijinal ses rengi ile son dönemin önde gelen yorumcularından biri olarak kabul edilen Münip Utandı’nın sesinin büyüsüne kapılmak isteyenlere…

15 ve 12 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!

Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Pervane Gönlüm, 24 Şubat 2010 Çarşamba, 20.00

Münip Utandı Hakkında:

Münip Utandı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki yüksek öğrenimi sırasında Boğaziçi Üniversitesi Türk Müziği Korosu’na, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Korosu’na, Kadıköy Musiki Cemiyeti’ne ve üniversite korosuna devam etti. 1976 yılında kurulan İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun ilk kadrosunda yer aldı. Bu tarihten itibaren büyük destek ve teşvik gördüğü Nevzat Atlığ ile çalışmalarını sürdürdü. Koronun yurt içinde ve yurt dışında verdiği konserlerde solist olarak görev aldı. Çok sayıda özel konser veren Utandı, TV dizilerine, tiyatro oyunlarına ve radyofonik piyeslere sesi ile katkıda bulundu. Uluslarası İstanbul Festivali, Bach Günleri, Gaetano Donizetti Bergamo Musica Festivali, Akl-ı Selim’in Müziği, Ülker Türk Müziği Günleri, Gülnihal, Uluslararası Adalar Festivali, Nardis Jazz Club gibi birçok müzik festivallerine ve etkinliklerine solist olarak katıldı.

Utandı, Yansımalar, İnce Saz, Neva Saz, Ruhi Ayangil Meşk Birimi gibi birçok toplukla konserler vermektedir. Sanatçının “Aynalıkavak’tan Kalamış’a”, “Münip Utandı”, “Bitmese Sevgi”, “Seslenişler Bekleyişler”, “Gidem Dedim”, “Boğaziçi” ve “Fikrimin İnce Gülü” adlı yedi albümü yayındı. Müzik dışında stilize resim çalışmaları da bulunan sanatçı bu konudaki eserlerini 1994 yılında Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde düzenlediği bir sergide değerlendirdi. Anne ve Bebek Sağlığı Vakfı’nın mütevvelli heyetinde olan Utandı bu vakfın yararına zaman zaman konserler vermektedir. Bir dönem Açık Radyo’da “Unutulmuş Ne Varsa” isimli solo programı canlı olarak sunan Münip Utandı; ayrıca İTÜ Devlet Konservatuarı’nda üslup, repertuar ve yorum dersleri vermektedir. Halen görev yaptığı Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nda uzun yıllar sanat kurulu üyeliği de yapan Münip Utandı ses sanatçısı Ceyda Utandı ile evli olup; İTÜ Türk Müziği Konservatuarı’ndan yüksek lisans mezunu ses sanatçısı Merve Utandı’nın babasıdır.

Popularity: 2% [?]

Berlin Filarmonik Kamerata CRR’de

Posted by admin | Güncel Haberler | Perşembe 25 Şubat 2010 14:59

Berlin Filarmonik Kamerata CRR’de

Berlin Filarmoni Orkestrası’nın yaylılarının dillere destan zenginliği oda müziğinin enfes inceliği ile buluştu… Berlin Filarmonik Kamerata CRR 1 Mart’ta Cemal Reşit Rey’de

CRR Konser Salonu, Berlin Filarmonik Kamerata, 1 Mart 2010, Pazartesi 20.00

Berlin Filarmoni Orkestrası’nın en son oda orkestrası topluluğu olan Berlin Filarmonik Kamerata (The Philharmonische Camerata Berlin), 1 Mart’ta CRR’de İstanbullularla buluşacak.

Berlin Filarmoni Orkestrası’nın genç ve oldukça vasıflı üyeleri ikinci kemanlarının grup şefi olan Thomas Timm’in yönetiminde bir araya geldi ve böylece 2002 yılında Berlin Filarmonik Kamerata kuruldu. Orkestra üyeleri arasında Cenevre ve ARD-Münih uluslararası yarışmalarında birincilik ödülü alan müzisyenler yer almaktadır.

Filarmoni Yaylı Çalgılar Beşlisi üyeleri, Kamerata’nın nüvesini oluşturmaktadır. Üyelerin asıl odağı oda müziği olsa da, Berlin Filarmoni Kamerata sadece oda orkestrası düzeninde değil fakat yaylı çalgılar altılı ve sekizlisi düzeninde de müzik icra etmektedir.

1 Mart’ta, CRR’de gerçekleşecek konserde; Mendelson’un “No.10, Si minör senfonisi”, Respighi’nin “Antik Danslar ve Aryalar Süiti, No:3”, “Grieg’in Holberg Süiti, Op.40” ve Dvorak’ın Yaylı Çalgılar Serenadı, Mi Majör, Op.22” seslendirilecek.

Berlin Filarmonik Kamerata, 1. kemanda Thomas Timm, Andreas Neufeld, Christophe Horak, Aleksandar Ivic; 2. kemanda Romano Tommasini, Christoph von der Nahmer, Maja Avramovic; viyolada Wolfgang Talirz, Wilfrid Strehle, viyolonselde Tatjana Vassiljewa, Christoph Igelbrink ve kontrbasta Janusz Widzyk’ten oluşmakta.

29 ve 19 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!

Popularity: 8% [?]

“Puşkin Edebiyat Ödülü”nü alan ilk Türk

Posted by admin | Güncel Haberler | Çarşamba 30 Aralık 2009 14:21
Birleşmiş Milletler (BM) Sosyal Ödüller Şurası adına Rus Edebiyat Akademisince verilen “Puşkin Edebiyat Ödülü”nü alan ilk Türk yazar Prof. Dr. Hayrettin İvgin oldu.Ödülünü Moskova’da alır almaz Kosova’da Uluslar arası 14. Süleyman Brina ödülünü almak için bu ülkeye gelen İvgin’le Moskova’da ilk Türk yazar olarak aldığı Birleşmiş Milletler-(BM) “Puşkin Edebiyat Ödülüöyle ilgili röportaj yaptık.Nobel’e alternatif olarak gösterilen ve 120 yıldır verilen ödülü alan İvgin, Edebiyat ve halk bilimi alanında 44 kitabı ve 2 bini aşkın yazısı bulunuyor.

Prof. Dr. İvgin, BM’ye bağlı “Uluslararası Ödül Komitesiönin, madalya, nişan, üstün nişan gibi ödülleri, dünya barışı, kültürü, bilimi, ekonomisi ve eğitimi gibi benzeri alanlarda büyük hizmet vermiş üye ülke insanlarına sunduğunu söyledi.

Dünya edebiyatına büyük katkılar yaptığı ve son kitabı olan “Manas” destanının romanlaşması gerekçesiyle 16 Aralık’ta verilen ödülü ilk kez bir Türk edebiyatçının almasıyla gurur duyduğunu belirtti.

Moskova’dan Kosova’ya gelen İvgine’e burada da Uluslararası 14. Süleyman Brina ödül töreninde Balkan Türklüğü Hizmet ödülü verildi.

Ödülü ‘Manas’ isimli romanıyla alan İvgin, mikrofonlarımıza yaptığı açıklamada, Puşkin Edebiyat ödülü’nün 120 yıldır Rusya’da Rus edebiyatı akademisi tarafından verildiğini belirtti.

İvgin: “Bu yıl Puşkin’in doğumunun 210 yıldönümü. Bu yılda bu ödül bana takdim edildi. Bu ödül Nobel’e alternatif bir ödüldür. BM ödüller şurasının kararıyla ve Rus edebiyatı akademisinin teklifleriyle bu ödül ilk kez bir Türk yazarı olarak bana verildi. Ödül hayatım boyunca yaptığım çalışmalar ve son eserim olan Manas destanının roman haline getirilmesinden dolayı bana takdim edildi.

16 Aralık’ta yapılan bu ödül töreninde bana Rus yazarlar birliğinin tespit ettiği dünyada 500 önemli yazar arasında beni de tespit ettikleri için ayrıca bir de madalya takdim edildi.

Ödül BM ödüller Şurası Başkanı Pekilis tarafından verildi. Ayrıca Rus edebiyatı akademisinin başkanı tarafından törenle takdim edildi.öİvgin, aldığı ödülün kendisi olarak değil, bu ödülü bir Türk’e verilen ödül olarak kabul ettiğim için çok memnun olduğunu belirtti.

İlk kez bir Türk’e bu ödülün verildiğini söyleyen İvgin, bu ödülün çok önemli ve anlamlı olduğunu ifade etti.

Moskova’da direk Kosova’ya geldiğini belirten İvgin, Kosova’da aldığı ödülün Puşkin ödülünden daha çok kendisini sevindirdiğini ifade etti.

Düzenlenen törenle ödülünü Kosova Meclis Başkanı Yardımcısı Müferra Şinik’ten alan İvgin, çok mutlu ve gururlu olduğunu belirtti. İvgin: “Kosova’da aldığım ödül beni çok sevindirdi ve çok daha değer kazandırdı. Burada aldığım ödül ırkdaşlarım, kandaşlarım, canlarım bu ödülü veriyordu, dolayısıyla benim için en değerli ödül Kosova’da aldığım Uluslararası Süleyman Brina Balkan Türklüğü Hizmet ödülüdürö dedi.“

İvgin, bundan sonra Balkan Türklüğünü ve kültürünün önemiyle ilgili daha vurgulayıcı yazılar yazacağını söyledi.

İvgin; “Kalemimi bundan Balkan Türklüğünün yücelmesi için çalışacağım. Bana bu hissi burada geldiğim buradaki dostlarımda hissettirdi. Burası daha çok muhtaç Türk kültürünün buralarda yücelmesineö şeklinde konuştu.

 

Popularity: 8% [?]

Cüneyt Gökçer hayatını kaybetti

Posted by admin | Güncel Haberler | Çarşamba 30 Aralık 2009 14:19

Türkiye’de tiyatro sanatının usta isimlerinden Cüneyt Gökçer, 89 yaşında hayatını kaybetti.Tedavi gördüğü hastanede vefat eden Gökçer’in cenazesi 25 Aralık Cuma günü Ankara’da düzenlenecek törenin ardından 26 Aralık Cumartesi günü İstanbul’da toprağa verilecek.

Malatya’da 1920 yılında doğan Cüneyt Gökçer, 1942′de Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu.

Sanat yaşamına öğrencilik yıllarında atılan Gökçer, Devlet Tiyatrosu’nda uzun yıllar hem oyuncu hem de yönetmen olarak görev aldı.

1951 yılında “Vatan ve Namık Kemal” filmiyle sinema oyunculuğuna başlayan Gökçer, 1981′de televizyon için çekilen “4. Murat” adlı dizide rol aldı.

“Kral Oidipus”, “Onikinci Gece”, “IV Henry”, “Damdaki Kemancı”, “Bağdat Hatun”, “Kral Lear” gibi oyunlarda başrol oynayan Gökçer’in, sinemada rol aldığı filmler arasında “Vatan ve Namık Kemal”, “Barbaros Hayreddin”, “Lale Devri”, “Kara Davut”, “Kaldırım Çiçeği”, “Nilgün”, “Büyük Sır”, “Damdaki Kemancı”, “Mevlana”, “Yedi Evlat İki Damat” yer alıyor.

Popularity: 10% [?]

« Önceki Sayfa